Danışma Hattı

0539 890 59 50

Alkol Bağımlılığı

Alkol Bağımlılığı Nedir?

İnsanlar tarafından alkolün keyif verici bir madde olarak üretimi M.Ö. 8000’li yıllara, yani tarımın keşfinin ve yerleşik hayata geçişin hemen sonrasına kadar uzanmaktadır. Alkol bağımlılığı da insanlık tarihinde çok eskiden beri bilinen bir rahatsızlıktır. Alkol bağımlılığı kişinin alkol tüketimi üzerindeki kontrolünü kaybetmesi, alkol kullanmaya karşı yoğun istek ve sağlıkla ilgili ve sosyal zararlarının farkında olunmasına rağmen kullanımın sürdürülmesi ile giden, beyinde birçok nörobiyolojik karşılığı olan bir rahatsızlıktır (Eşel ve diğerleri, 2017).

Diğer bir tanımla alkol bağımlılığı; bireysel ve sosyal zararlarına rağmen alkolü bırakamama ve kullanmaya devam etme, bırakıldığında yoksunluk belirtilerinin olması, tolerans gelişmesi, alkol kullanmaya güçlü istek duyulması, bireyin ruh ve beden sağlığını, aile, toplum ve iş uyumunu bozan bir bozukluktur (Çöl ve diğerleri, 2016).

DSM-5'te Alkol Bağımlılığı Belirtileri

Alkol bağımlılığı, 12 aylık bir dönem içinde, aşağıdakilerden en az ikisi ile kendini gösteren, klinik olarak belirgin bir sıkıntıya ya da işlevsellikte düşmeye yol açan, uygunsuz alkol kullanım örüntüsüdür. Alkol bağımlılığı DSM-5 belirtileri şu şekilde sunulmuştur (American Psychiatric Association, 2013):

1. Alkol çoğu kez tasarlandığından daha yüksek miktarlarda ya da daha uzun bir dönem süresince alınır.

2. Alkol kullanmayı bırakmak için sürekli bir istek ya da sonuç vermeyen çabalar vardır.

3. Alkolü elde etmek, alkolü kullanmak ya da yarattığı etkilerden kurtulmak için çok fazla zaman ayrılır.

4. Alkol kullanmaya içinin gitmesi ya da alkol kullanmak için çok büyük bir istek duyma,

5. İşte, okulda ya da evdeki konumunun gereği olan başlıca görevlerini yerine getirememe ile sonuçlanan, yineleyici alkol kullanımı,

6. Alkolün etkilerinin neden olduğu ya da alevlendirdiği, sürekli ya da yineleyici toplumsal ya da kişiler arası sorunlar olmasına karşın alkol kullanımını sürdürme,

7. Alkol kullanımından dolayı önemli toplumsal, işle ilgili etkinliklerin ya da eğlenme ve dinlenme etkinliklerinin bırakılması ya da azaltılması,

8. Yineleyici bir biçimde, tehlikeli olabilecek durumlarda alkol kullanma,

9. Büyük bir olasılıkla alkolün neden olduğu ya da alevlendirdiği, sürekli ya da yineleyici bedensel ya da ruhsal bir sorunu olduğu bilgisine karşın alkol kullanımını sürdürme,

10.  Aşağıdakilerden biriyle fark edildiği üzere, tolerans gelişmiş olması:

  • İntoksikasyon ya da istenen etkiyi sağlamak için belirgin olarak artan ölçülerde alkol kullanma gereksinimi,
  • Aynı ölçüde alkol kullanımının sürdürülmesine karşın belirgin olarak daha az etki sağlanması.

11. Aşağıdakilerden biriyle fark edildiği üzere, yoksunluk gelişmiş olması:

  • Alkole özgü yoksunluk sendromu,
  • Yoksunluk belirtilerinden kurtulmak ya da kaçınmak için alkol alınması.

Ayırıcı Belirtiler

Patolojik olmayan alkol kullanımıAlkol kullanım bozukluğunun kilit unsuru, tekrarlanan ve belirgin sıkıntı veya fonksiyon bozukluğu ile sonuçlanan yüksek dozda alkol kullanılmasıdır. Çoğu içici ise sadece sarhoş hissedebileceği kadar alkol tüketir. Bunların %20'den azı bağımlılık geliştirir. Bu nedenle düşük dozlarda, ara sıra içilmesi ve hatta günlük tüketilmesinde bile alkol bağımlılığı denilemez.

Yatıştırıcı, hipnotik ve anksiyolitik kullanım bozukluğu: Alkol kullanım bozukluğunun belirtileri yatıştırıcı, hipnotik ve anksiyolitik kullanım bozukluğunda görülenler ile benzerdir. Ancak bunlar birbirinden ayırt edilmelidir. Çünkü ikisi özellikle de tıbbi problemler bakımından birbirinden farklıdır.

Çocuklukta davranış bozukluğu ve yetişkin antisosyal bozukluğu: Alkol kullanım bozukluğu, diğer madde kullanımı bozuklukları ile birlikte, antisosyal kişilik bozukluğu ve önceden var olan davranış bozukluğu olan bireylerin çoğunda görülür. Bu belirtiler erken başlangıçlı alkol kullanım bozukluklarının yanı sıra daha kötü bir sonuçla ilişkili olduğu için her iki durumun şartlarını da ayırt etmek önemlidir (American Psychiatric Association, 2013).

Eş Belirtiler

Alkole bağlı bozukluklar ile en sık birlikte görülen bozukluklar antisosyal kişilik bozukluğu, duygudurum bozuklukları ve kaygı bozukluklarıdır. Alkole bağlı bozuklukları olan kişilerde intihar girişimi sıklığının topluma göre daha fazla olduğu bilinen bir gerçektir. Alkol kullanımı süper egonun kontrolünü ortadan kaldırdığı için bastırılan duygu ve dürtülerin ortaya çıkması ve davranışa dönüşmesini kolaylaştırır. Alkole bağlı bozukluğu olan kişilerde majör depresyonun yaşam boyu yaygınlığı yaklaşık %30-40’dır. Alkole bağlı bozukluğu ve majör depresyonu olan kişiler intihar girişimi için daha büyük risk altındadır ve diğer madde bozuklukları denmesi de olasıdır. Bipolar I bozukluğu olan danışanların da alkol bağımlılığı gelişimi açısından risk altında oldukları düşünülmektedir. Alkole bağlı bozukluğu olan kişilerin %25-50 kadarı kaygı bozuklukları denmektedir. Bu tür danışanlarda panik bozukluk ve sosyal fobi kaygı bozuklukları içinde en sık karşılaşılan komorbid bozukluklarıdır. Kaygının bastırılması için kullanılan alkol daha sonra kalıcı bir bozukluk olarak yerleşmektedir (Bayar ve diğerleri, 2008).

Alkol Bağımlılığı Epidemiyolojisi

Günümüzde alkol bağımlılığı toplumların en önemli sağlık sorunlarından biri haline gelmiştir. Yapılan çalışmalar toplumları oluşturan bireylerin %90’ını yaşamlarının bir döneminde alkol aldığını, alkol bağımlılığı ve kötüye kullanımının en sık rastlanan psikiyatrik bozukluklardan biri olduğunu göstermektedir. ABD'de alkol bağımlılığının yaşam boyu görülme sıklığı erkekler için %10, kadınlar içinse %3-5 arasında olduğu bilinmektedir. Ülkemizde alkol bağımlılığının sıklığı ve yaygınlığı ile ilgili araştırmalar son derece kısıtlıdır. Arıkan ve arkadaşlarının (1996) Ankara’da yarı kentsel bir bölgede 20.000 kişi ile yaptıkları epidemiyoloji araştırmasında, genel popülasyonda yaşam boyu alkol bağımlılığı görülme sıklığı %0,9 olarak saptanırken, erkeklerde bu oran %1,9 olarak belirlenmiştir. Türkcan ve arkadaşlarının (1999) İstanbul’da 12-65 yaşları arasındaki 1550 kişi ile yaptıkları çalışmada da alkol kullanım yaygınlığı %33,5 olarak saptanmıştır (Yapıcı, 2006).

Tüm sosyoekonomik sınıflarda görülmektedir. Beyaz ırkta daha yaygındır. Erkeklerde kadınlara göre 2 ile 3 kat daha sık görülmektedir. Erkeklerde alkolle ilişkili bozukluklar genç erişkin döneminde başlasa bile bunların sosyal problem haline gelmesi 30’lu yaşlarda başlar ve bu dönemde farkına varılır. Erkekte alkol kullanım bozuklukları ile ilgili belirtilerin 45 yaşından sonra ortaya çıkması nadirdir. Kadınlar için böyle bir genelleme yapmak mümkün değildir. Alkollü içki satan yerlerde çalışanlar, oyuncular, yazarlar, denizciler, doktorlar gibi bazı mesleklerde alkol kullanımı daha sıktır. Şehirlerde kırsal alana göre kullanımı daha yaygındır (Bayar ve diğerleri, 2008).

Alkol Bağımlılığının Süreci

Birçok alkol bağımlısı ailesinin ya da işvereninin baskısıyla ya da bağımlılığının ölümcül bir sonucu olacağı korkusuyla terapi talebinde bulunmaktadır. Terapi için hayatındaki önemli kişilerce motive edilen danışanların daha uzun süre devam ettikleri ve daha iyi bir gidiş gösterdikleri bulunmuştur. En ideal durum ise kişinin kliniğe kendi arzusuyla gelmesidir. Alkolde kişinin bireysel olarak düzeltme süreci ve kişi ve toplum için koruyucu yaklaşımlar olarak iki aşamada düşünülmelidir. Kişinin bireysel değişiminin başarısı problemin erken tespiti ve uygun kapsamlı bir terapi planı uygulanmasına bağlıdır. Alkol bağımlılığının ancak yardım edilebileceğini vurgulamak kişinin terapi sürecini kabul etmesini ve işbirliğine yanaşmasını kolaylaştırır (Bayar ve diğerleri, 2008).

Psikoterapi kişinin spesifik olarak alkol alma nedenleri üzerine odaklandığında daha faydalı olmaktadır. Danışanın alkol aldığı durumlar, bunun ardındaki uyarıcı güçler, alkol alma sonucunda beklenenler ve alternatif başa çıkma yolları spesifik olarak odaklanılan noktalardır. Davranışçı terapide kişiye kaygıyla başa çıkma yolları öğretilir. Gevşeme eğitimleri, karşı koyma eğitimi, kendini kontrol etme becerileri, çevreyi kontrol etmek için yeni yöntemler kazandırılması önemlidir. Alkol kullanım bozukluğu olan kişinin başka bir madde kötüye kullanımı ya da bağımlığı olmaması, antisosyal kişilik bozukluğunun olmaması, ciddi yasal problemlerinin olmaması, bir meslek sahibi olması, yakın aile ilişkilerinin varlığı ve ilk rehabilitasyon sürecinin devam etmesi iyi faktörlerdendir. Bu durumda alkolü bırakmanın en az bir yıl boyunca devam etme olasılığı %60 oranında olduğu tahmin edilmektedir. Uzun dönemli sonuçlar konusunda çok az araştırma vardır ama araştırmacılar bir yıllık başarılı bir alkol bırakmanın uzun süreli iyileşme ile bağlantılı olduğunu bildirmişlerdir (Bayar ve diğerleri, 2008).






Kaynakça

American Psychiatric Association. (2013). Diagnostic and statistical manual of mental disorders (5. baskı). Arlington, VA: AmericanPsychiatric Publishing.

Arıkan, Z., Coşar, B. ve Işık, A. (1996). Yarı kentsel bir bölgede alkolizm prevelansı. Kriz dergisi, 4(2), 93-100

Bayar, M. R. ve Yavuz, M. (2008). Alkol bağımlılığı. Türkiye’de Sık Karşılaşılan Psikiyatrik  Hastalıklar, 62, 221-230.

Çöl, I. A., Sönmez, M. B. ve Vardar, M. E. (2016). Alkol bağımlısı olan hastalarda içsel farkındalığın değerlendirilmesi. Arch Neuropsychiatr, 53, 17-22.

Eşel, E. ve Dinç, K. (2017). Alkol bağımlılığının nörobiyolojisi ve tedaviye yansımaları. Türk Psikiyatri Dergisi, 28, 51-60.

Türkcan A. (1999). Türkiye’de alkol kullanımı ve bağımlılığının yaygınlığı üzerine bir gözden geçirme. Türk Psikiyatri Dergisi, 10(4), 310-318.

Yapıcı, A. (2006). Alkol bağımlılığında depresyon ve anksiyetenin yeti yitimi ve yaşam kalitesine etkisi. (Tez, Çukurova Üniversitesi, İstanbul). Erişim adresi:  http://www.istanbulsaglik.gov.tr/w/tez/pdf/psikiyatri/dr_aslihan_yapici.pdf