Danışma Hattı

0539 890 59 50

Kumar Bağımlılığı

Kumar Bağımlılığı Nedir?

Bağımlılık, bağımlı kişi ile bu kişinin aşırı davranış gösterdiği nesne arasında kurulan ve olumsuz sonuçlarına rağmen devam eden bir ilişkidir. Tanımdan da anlaşılabileceği gibi birey ve nesne arasında süregiden sağlıksız bir ilişki söz konusudur. Öyle ki, bu ilişki artık bir irade sorunu olmaktan çıkar, beyinde meydana getirdiği nörokimyasal ve nörofizyolojik değişimler nedeniyle beyin ile ilgili problemler ruhsal bir bozukluk halini alır. Günümüzde bireylerin sosyal medya, internet, dijital oyun, akıllı telefon gibi nesne ya da oyunlara yönelik birçok davranışsal bağımlılık geliştirdiği gözlenir. Bir diğer davranışsal bağımlılık türü de kumardır (Derin ve Bilge, 2017).

Temel beklentisi, yatırılandan fazla değer elde etmek olan kumar oynama, tüm dünyada yaygın olan bir davranıştır (Arcan ve Karancı, 2014). Kumar, kendi içerisinde çok çeşitli oyunları barındırdığı için şemsiye kavram özelliği taşımaktadır. Kumar oyunları arasında iskambil, rulet, zar, spor bahisleri, oyun makineleri, piyangolar, tombala, borsa, beceri isteyen oyunlar, kazı kazan, sayısal loto, at yarışları, internet ortamında girilen casinolar yer alır. Şüphesiz ki bu oyunların her biri bireylere heyecan ve haz gibi olumlu duygular yaşatmaktadır. Buradaki kilit nokta, bu oyunların birey için ne zaman problem olduğu ve bağımlılık halini aldığıdır. Amerikan Psikiyatri Birliği’ne göre bireyde klinik açıdan belirgin bir sıkıntıya ya da işlevsellikte düşmeye yol açarak sürekli ve yineleyici bir durum söz konusu olduğunda kumar oynama patolojik hale gelmektedir (Derin ve Bilge, 2017).

Patolojik düzeyde kumar oynama, bireyin yaşamında sosyal ve psikolojik yönden çeşitli zararlara neden olur. Bu durum sadece bireyle sınırlı kalmayarak aileyi ve toplumu da etkisi altında bırakır. Birey açısından bakıldığında, depresyon, intihar girişimleri, iş/okul hayatında başarısızlıklar, toplum içinde itibar kaybı, kişilerarası iletişimin kopması bunlardan sadece bazılarıdır. Aile bireyleri, yaşanan bu olumsuzluklara duyarsız kalamamaktadır. Onlarda bu süreçte aile içi çatışma, yalan söyleme, inkâr, suçluluk duygusu, borçlanma gibi duygusal ve ekonomik bazı problemler yaşarlar. Bunların yanı sıra kumar oynama, haksız kazancın meşru hale gelmesi, illegal yapı ve organizasyonların bu yollarla güç ve servet kazanması, çalışma, alın teri, hak ve hukuk gibi toplumun temeli olan anlayışların zedelenmesi gibi toplumsal bir takım olumsuz sonuçlara da neden olur. Bu yönüyle patolojik kumar oynamanın bireysel olmaktan daha çok ailevi, hatta toplumsal düzeyde bir problem olduğu ileri sürülebilir (Derin ve Bilge, 2017).

Patolojik kumar oynama problemi yaşayan bireylerin bireysel farklılıkları olmakla birlikte bazı ortak özellikler taşıdıkları görülür. Kumar oynayan bireyler, daha çok kumar oynayarak kendini güvende hissederler, gerçeklerden uzaklaşarak problemlerini unutmak isterler, çalışmayı çok sevmezler ve dolayısıyla kısa yoldan zengin olmayı isterler, yaşadıkları tüm maddi kayba rağmen zengin olma hayalinden vazgeçmezler, bir hobi ya da özel ilgi alanına sahip değildirler. Belirtilen özellikler dikkate alındığında bu kişilerin yaşamda pasif bir rol üstlendikleri, gerçeklerle yüzleşmek ve baş etmek konusunda yetersizlik yaşadıkları söylenebilir (Derin ve Bilge, 2017).

Kumar Bağımlılığı Epidemiyolojisi

Oranlar belirti konacak düzeyde olmasa da, kumar oynama davranışları ile bağlantılı sorunlar yaşayanlar ve çevrelerindeki kimselerin kumar davranışlarından sıkıntı yaşayanlarla birlikte değerlendirildiğinde durumun ciddiyeti artmakta, bireysel ve toplumsal zararları bağlamında kimi araştırmacının önerdiği gibi kumarın bir halk sağlığı sorunu olarak ele alınmasının gereği ortaya çıkmaktadır. Bu tarafıyla bakıldığında kumar literatürünün emekleme döneminde olduğu belirtilmekle birlikte son yıllarda çalışmaların sayısındaki artış umut verici görünmektedir (Arcan ve Karancı, 2014).

Derevensky ve diğerleri (2003) patolojik kumar oynama yaygınlığının, genel yetişkin nüfusa göre gençlerde %4-8 gibi bir oranla daha yüksek olduğunu belirtmişlerdir. Patolojik kumar oynama erkeklerde erken ergenlikte ve kadınlarda ileri yaşlarda başlamaktadır ve bu gelişmelerin sonucunda hem kumara yatırılan para miktarında hem de kumar sorunu olan kişilerin sayısında belirgin bir artış izlenmektedir. Ülkemizde kumar oynayanların sayısıyla ilgili istatistiksel verilerin bulunmamasına rağmen, kumarla ilgili bazı istatistikler incelendiğinde, ülkemizdeki kumar oynayan kişilerin sayısında da bir artış olduğu, örneğin 1988 yılında bir önceki yıla göre İzmir İl merkezindeki ganyan bayilerinin sayısı yaklaşık %50 artarak 155’e ulaşmış olduğu belirtilmektedir (Ögel, 2010).

DSM-5 Belirtileri

DSM 5'te yer alan belirti ölçütleri aşağıdaki gibidir (Derin ve Bilge, 2017):

  • İstediği coşkuyu sağlayabilmek için giderek daha çok parayla kumar oynamaya gereksinim duyma,
  • Kumar oynamayı bırakma ya da durdurma girişimleri sırasında huzursuz ya da kolay kızan biri olma,
  • Kumar oynamayı denetim altına almak, bırakmak, ya da durdurmak için yineleyen, sonuç vermeyen çabaların olması,
  • Sık sık kumar oynama üzerinde düşünüp durma,
  • Sıklıkla sıkıntı duyarken kumar oynama (çaresiz, bunalmış, çökkün vb.),
  • Parayla kumar oynayıp yitirdikten sonra çoğu kez eşitlenmek için yitirdiklerinin ardından koşma,
  • Ne denli kumar oynadığını gizlemek için yalan söyleme,
  • Kumar oynamak yüzünden önemli bir ilişkisini, işini, eğitim ya da iş olanağını tehlikeye atma ya da yitirme,
  • Kumar oynadığı için düştüğü umutsuz parasal durumlardan kurtulmak için başkalarının parasal kaynak sağlamasına bel bağlamadır.


Eş Bozukluklar

Patolojik kumar bağımlılığının çeşitli ruhsal ve sosyal sorunlara yol açtığı görülmektedir. Patolojik kumar oynama ile madde kullanımı, duygudurum, kaygı, dikkat eksikliği, hiperaktivite bozukluğu ve kişilik bozuklukları arasında anlamlı bir ilişki olduğu görülmüştür (Ögel, 2010).

Patolojik kumar oynamayan kişilerin %20-25’ inde intihar riski olduğu saptanmıştır. Patolojik kumar oynayanlarda depresyon görülme oranı %75 olarak saptanmıştır. Somatizasyon, obsesif kompülsif bozukluk, cinsel işlev bozuklukları, paranoya ise en sık rastlanılan diğer bozukluklardır (Ögel, 2010).

Komorbidite ile diğer bozukluklar bireyin kumar oynama davranışının şiddetiyle ilişkili görülmektedir. Alkol ve madde kötüye kullanımı ile patolojik kumar oynama arasında ilişki olduğu görülmüştür. Petry’nin (2001) yaptığı çalışmada madde veya alkol kullanan kişilerdeki patolojik kumar oynama yaygınlığını %13-33 arasında olduğunu bildirmiştir. Patolojik kumar oynayanların %50 sinde psikoaktif madde kullanım öyküsü saptanmıştır. Başka bir çalışmada ise patolojik kumar oynayanların %19- 39’un da alkol ve madde kötüye kullanımı olduğu, %47’sinin hayatlarının herhangi bir döneminde madde kötüye kullandıkları belirtilmiştir. Patolojik kumar oynayan kişilerin %24’ünün esrar, %4’ünün alkol, %11.5’inin kokain, %4.8’inin esrar kullandığı bulunmuştur. Ayrıca cinsiyete göre bakıldığında erkeklerde (%11,9) patolojik kumar oynama davranışının kadınlara (%7,5) oranla daha fazla olduğu görülmüştür. 372 madde kullanıcısıyla yapılan başka bir çalışmada erkek madde kullanıcılarından %14’ünde kadınlardan %10’unun patolojik kumar oynadığı saptanmıştır (Ögel, 2010).

Kumar Bağımlılığı Süreci

Kumar oynama bozukluğu seans süreci planında, etkin olan davranışsal ve farmakolojik müdahalelerin bütünleştirilmesi gerekir. Bunlar iç görü yönelimli ve bilişsel davranışçı psikoterapiler, beklenmedik olayların yönetimi ve farmakoterapi olarak sıralanabilir (Özdemir ve diğerleri, 2012).

Patolojik kumarın seans sürecinde güncel yaklaşım bilişsel davranışçı terapi yaklaşımıdır. Bu terapi yönteminde amaç kişinin algılama ve irrasyonel düşünme gibi hatalı kognisyonlara karşı farkındalık geliştirmek ve bunları daha iyi uyum sağlayan adaptif şemalarla değiştirmek amaçlanmaktadır. Terapi sürecinde programı kişiye göre düzenlenmekle birlikte kişinin inkârının kırılması, sorunlarıyla yüzleştirilmesi, sorunlarla başa çıkma ve hayır diyebilme becerilerinin geliştirilmesi, bağımlılık kavramının öğretilmesi temel hususlardır. Bunların yanında aileye yönelik bilgilendirme çalışması yapılması aile içindeki ilişkilerin düzeltilmesi uygulanan programın etkinliğini arttırmaktadır. Ayrıca patolojik kumar bağımlılığına eşlik eden depresyon, alkol veya madde kullanımı gibi danışanların tespit edilerek iyiye yönelik değiştirilmesi gereklidir. Başarılı bir terapi programının oluşturulmasında kişinin eski davranış şeklinin ve yaşam tarzının değiştirilmesi relapsların önlenmesi açısından önemlidir (Ögel, 2010).





Kaynakça

Amerikan Psikiyatri Birliği. (2018). DSM-5 tanı ölçütleri başvuru el kitabı. (Çev., Prof. Dr. Ertuğrul Köroğlu). Ankara: HYB Yayıncılık. (Orijinal eserin yayın tarihi 2013).

Arcan, K. ve Karancı, A. N. (2014). Kumar oynama nedenleri ölçeğinin uyarlama, geçerlilik ve güvenilirlik çalışması.  Anadolu Psikiyatri Dergisi, 15(3).

Derevensky, J. L., Gupta, R. ve Winters, K. (2003). Prevalence rates of youth gambling problems: Are the current rates in flated? Journal of Gambling Studies, 19(4), 405-425.

Derin, S. ve Bilge, F. (2017). Patolojik Kumar Oynama: Bir Olgu Sunumu. Özcan Demirel ve Serkan Dinçer (Ed.), Küreselleşen Dünyada Eğitim içinde. Ankara: Pegem Akademi

Ögel, K. (2010). Sigara, alkol ve madde kullanım bozuklukları: Tanı, tedavi ve önleme. İstanbul: Yeniden Yayınları.

Özdemir, P., Selvi, Y. ve Aydın, A. (2012). Dürtüsellik ve tedavisi. Psikiyatride Güncel Yaklaşımlar, 4(3), 293-314.

Petry, N. M. (2001). Substance abuse, pathological gambling and impulsiveness. Drug Alcohol Depend, 63, 29-38.