Danışma Hattı

0539 890 59 50

Agorafobi

Korku ve Agorafobi

Korku, içinde bulunduğumuz duruma değil, bu durum için geliştirdiğimiz düşüncelerimize verdiğimiz bir reaksiyondur. Bu nedenle, korkuyu yenmek için kontrolün bizde olduğunu fark edip, korku hissi uyandıran düşünce tarzımızın doğruluğunu sorgulamamız gerekir. Bu sorgulama sonucu korktuğumuz ortamla yüzleşip, korkumuzu yenebilirsek bu bize hem yeni beceriler kazandıracak, hem de kendimize olan güvenimizi arttırarak mücadeleci bir kişilik geliştirmemize önemli katkılar sağlayacaktır. Korku tehlike düşüncesinin uyandırdığı duygusal bir reaksiyondur. Doğal olarak insanlar, tehlikeli olarak değerlendirdikleri durumlardan mümkün olduğu kadar uzak kalmak, eğer bu durumun içindelerse de kaçmak, kendini korumak isterler. Dolayısıyla korku içerdiği tehlike düşüncesi neticesinde, beraberinde korunma, kaçma davranışı getiren bir duygudur (Gençöz, 1998).

Kişilere korku reaksiyonunu neden verdikleri sorulduğunda çoğu zaman rasyonel bir açıklama getiremezler, çünkü korku reaksiyonu durumdan değil durum için geliştirilen fikirlerden kaynaklanmaktadır. Bunun için şöyle bir örnek verilebilir, yılan seven ve sevmeyen iki insan aynı yılanı farklı şekillerde tarif edebilirler. Birisi yılanı incelenmeye değer, sevimli, ilginç bir canlı olarak görürken, diğeri aynı yılanı soğuk, sevimsiz, tehlikeli olarak tarif edebilir. Oysa ki, her iki kişi de aynı yılanla, aynı ortamda karşılaşmıştır. Buradan korku hissinin aslında fikirlerimizden kaynaklandığı anlaşılmaktadır. Örneğin agorafobik bir kişi için dışarıya çıkarsam heyecandan kalbim çok hızlı çarpar ve terlemeye başlarım, bunlar da kontrolümü kaybedip bayılmama neden olabilir tarzındaki düşünce, kişiyi dışarıya çıkmaktan alıkoyabilir. Öte yandan, kişi bu düşüncelerle dışarı çıkmayı denerse panik atak geçirebilir ve bu tecrübesiyle de, bir anlamda, düşüncelerinin doğruluğunu desteklemiş olur. Bu örnekte de görüldüğü gibi, agorafobinin temeli evden ayrılma ya da dışarı çıkma korkusu değil, panik atak geçirme korkusu ve bu atağın gerçek veya tahmin edilen sonuçları için duyulan korkudur (Gençöz, 1998).

Agorafobik Kişilerin Ortak Özellikleri

Agorafobik durumların ortak özelliği, ani bir sıkıntı anında dışına çıkmanın zor olduğunun düşünüldüğü durumlar olmasıdır. Agorafobiklerin korku duydukları durumlar bu şekilde sıralanabilir: Pazar yerinde, büyük bir mağazaya da alışveriş yerinde olma, otobüs, tren, vapur, uçak gibi toplu taşıma araçlarıyla yolculuk etme, toplu olarak bulunulan ortamlarda, kalabalık içinde, işlek caddelerde olma, özellikle trafiğin sıkışık olduğu yerlerde arabayla yolculuk etme, köprüden geçme, kuyrukta bekleme. Agorafobiklerin bu tür durumlardan kaçınmaları temel özellikleridir. Yaşanılan korkunun şiddeti kaçınmalarının derecesini de belirler. Agorafobikler, bozukluk hafif seyrettiğinde, bu durumlarda bulunmaya sıkıntıyı çekerek de olsa katlanabilir ve görece olağan bir yaşam biçimini sürdürebilirler. Korkunun şiddeti arttıkça kaçınma davranışı belirginleşir ve kısıtlı bir yaşam biçimi ortaya çıkar. Bozukluğun en ağır durumunda ise, kişi eve kapanır ve eşlik eden bir kimse olmadıkça evden dışarı çıkamaz. Bu tür bir özellik gösteren danışanlar, eve bağlı agorafobikler olarak da adlandırılmaktadır. Agorafobiklerin bir diğer özelliği, yalnız olduklarında daha çok korku yaşamaları, özellikle de kendilerini güven içinde hissettikleri bölgelerin dışına çıktıklarında, sıklıkla yanlarında birisinin olmasına gereksinim duymalarıdır (Tükel, 2002).

DSM-5’te Agorafobi

DSM-5’te agorafobi tanımında değişiklik yapılarak panik bozukluğu öyküsü olmaksızın agorafobi kategorisi kaldırılmıştır. Yeni durumda agorafobi bir sendrom olmaktan çıkarılıp panik bozukluğu ile birlikte olsa da olmasa da kendi başına kodlanabilir bir bozukluk biçiminde tanımlanmaktadır. Bu düşüncenin ailesel genetik veriler, önceki psikiyatrik öykü, eş belirti örüntüleri, bozukluğun seyri, terapiye yanıt ve güvenilirlik değerlendirmeleri açısından desteklendiği belirtilmektedir (Şar, 2010).

BDT ile Agorafobi

1987'lere kadar bilişsel yöntemlerin fobiler üzerindeki etkinliğini gösterir araştırmalar pek azdı. Ancak gün geçtikçe fobilerle, özellikle agorafobi ile ilgili çalışmalar, bilişsel etkenlerin fobilerdeki rolünü ve BDT'nin etkinliğini çarpıcı bir şekilde ortaya koyar hale gelmiştir. Araştırmalar, fobilerin terapi sürecinde BDT'nin diğer müdahale yöntemlerinden çok daha etkili bir yaklaşım olduğunu göstermektedir (Görüş, 1999).


Kaynakça

Gençöz, T. (1998). Korku: Sebepleri, sonuçları ve başetme yolları. Kriz Dergisi, 6(2).

Görüş, G. (1999).Rasyonel-emotif (ret) ve bilişsel-davranışçı terapiler (bdt): Yakın dönem araştırma bulguları. Psikoloji Çalışmaları, 21, 51-62.

Şar, V. (2010). DSM-5 taslak tanı ölçütlerine genel bir bakış: Batı cephesinde yeni bir şey yok mu?. Klinik Psikiyatri Dergisi, 13, 196-208.

Tükel, R. (2002). Panik bozukluğu. Klinik Psikiyatri Dergisi, 5, 5-13.