Danışma Hattı

0539 890 59 50

Beden Algı Bozukluğu (BAB)

Beden Algı Bozukluğu (BAB) Nedir?

Beden algı bozukluğu (BAB), kişinin görünümünde varsaydığı bir kusurla aşırı uğraşması ve bu kusuru gizlemek için kompülsif davranışlara girmesi olarak görülmektedir. Danışanlara uğraşılarını takıntı, saplantı, utanç verici, işkence edici gibi sözcükler görülmektedir. Belirtileri nedeniyle iş ve toplumsal ilişkilerinde kısıtlama, kaçınma davranışlarına girmektedirler. Varsayılan kusurla ilgili düşünceler zaman zaman sanrısal yoğunluğa ulaşmakta ve işlevsellikte ağır bozulmalar olmaktadır (Aslan, 2000).

Beden Algı Bozukluğunun (BAB) Belirtileri

Beden algı bozukluğunun DSM-5 belirtileri şunlardır (Altıntaş, 2015):

  • Dış görünümünde, başkalarınca gözlenebilir olmayan yada başkalarınca önemsenmeyecek, bir veya birden çok kusur yada özür algılama düşünceleri ile uğraşıp durur.
  • Kişi bu bozukluğun gidişi sırasında bir zaman, dış görünüşüyle ilişkili kaygılarından ötürü tekrarlayan davranışlarda (aynaya bakıp durma, aşırı boyanma, derisini yolma gibi) yada zihinsel eylemlerde (dış görünümünü başkalarıyla karşılaştırma gibi) bulunur.
  • Bu düşünsel uğraşlar klinik açıdan belirgin bir sıkıntıya yada toplumsal, işle ilişkili alanlarda yada önemli diğer işlevsellik alanlarında işlevsellikte düşmeye neden olur.
  • Dış görünümle ilgili bu düşünsel uğraşılar, bir yeme bozukluğu belirtilerini karşılayan kişide, vücut yağı ya da ağırlığı ile ilgili kaygıları bulunur.


Eş Belirtiler

Ray, Demirkol ve Tamam’ın (2012) yaptıkları araştırmaya göre BAB’da en sık görülen eş belirtileri şunlardır:

  • Majör depresyon
  • Sosyal fobi
  • Madde kullanım bozukluğu
  • Obsesif kompülsif bozukluk


Ayırıcı Belirti

BAB ve OKB’nin birçok açıdan benzer özelliklere sahip olmalarından dolayı, BAB sıklıkla bir OKB spektrum bozukluğu olarak kabul edilmiştir. Ancak, BAB danışanlarında OKB’ye oranla daha zayıf içgörü olması, özkıyım oranlarının daha yüksek olması, depresyon daha yüksek olması iki bozukluğu birbirinden ayırmaktadır. BAB’da diğer ayırıcı belirtiler şunlardır (Ray ve diğerleri, 2012):

  • Sanrısal bozukluğun somatik alt tipi: Sanrısal bozukluğun somatik alt tipi antipsikotik ilaç terapisinden daha çok yarar sağlarken, BAB danışanı daha çok SSRI’larla yapılan terapilerden yarar görür.
  • Sosyal fobi: Sosyal fobikler kaygılarının anlamsız olduğunu bilir ancak, buna rağmen kaygılarına karşı koyamazlar. BAB olan bireyler, kaygılarının anlamsız olduğunu düşünmedikleri gibi, sosyal ortamlardan uzak durmak bu tür danışanların kaygılarını azaltmaz.
  • Anoreksiya nevroza ve transseksüalite: Anorektikler genel olarak aşırı kilolu olduklarını düşünürlerken, transseksüeller yanlış bir beden içinde hapsolmuş olduklarını düşünürler. Oysa BAB’da genel beden imgesi ile ilgili bir bozukluk yoktur. Burada beden parçaları veya işlevleri ile ilgili kaygı ve uğraşılar temel klinik patolojidir.


BDT ile Beden Algı Bozukluğu

Bilişsel davranışçı terapi (BDT), yöntemlerine uyum sağlayabilecek, sanrısal düzeye ulaşmış ağır belirtileri olmayan danışanlara uygulanabilir. Belirtiler şiddetliyse davranışçı yöntemlere geçmeden önce farmakoterapi uygulanarak yatışana kadar beklenmelidir. Davranışçı yöntemlerden sistematik duyarsızlaştırma, tepki geciktirme ve kaçınılan durumların sistematik olarak üstüne gitme uygulanır. Yapılan araştırmalarda davranışçı yöntemlerin farmakoterapiyle birlikte uygulandığında daha etkin olduğu kanıtlanmıştır (Aslan, 2000).

BAB ile İlgili Yapılan Çalışmalar

Veale ve diğerleri (1996), BAB danışanları test etmek için bir araştırma yapmışlardır. Bu araştırmadaki katılımcılar; kozmetik cerrahi arayan gerçek şekil bozukluğuna sahip, duygusal olarak gerçek şekil bozukluğuna sahip olduklarını hisseden ve herhangi bir kusuru olmadan kontrole gelen 19 kişiden oluşmaktadır. Katılımcılar rastgele bilişsel davranış terapisine ya da 12 hafta boyunca bir bekleme listesi kontrol grubuna ayrılmıştır. Bekleme listesi grubundakilerin hiçbirinde önemli bir düzeyde öncesi ve sonrası farkı bulunamamıştır. BDT ile terapi edilen grupta spesifik BAB ölçümleri ve moral bozukluğu ölçümlerinde önemli düzeyde iyileşmeler bulunmuştur.

Aydın, Semiz ve Gülsün’ün (2015) yaptığı bir diğer araştırmada da 27 yaşında BAB olan bir danışan ele alınmıştır. Kişi, 7 yıl boyunca depresyon ve kaygı belirtisiyle ilaç içmiş  ve hiçbir iyileşme göstermemiştir. Daha sonra 5 seanslık BDT seansı sonucunda otomatik ve ara düşünceleri tespit edilmiş ve bunlar üzerine çalışılmıştır. Bu araştırma sonucu elde edilen bilgiye göre BAB danışanlarının yaklaşık %40’ı ilaç ile yeterli düzeyde iyileşmemekte veya bazı vakalarda hiç yanıt görülmemektedir.



Kaynakça

Altıntaş, E. (2014). Kozmetik tedavi için başvuran hastalarda beden dismorfik bozukluğu. Arşiv Kaynak Tarama Dergisi, 24(3), 324-338. Erişim adresi: https://dergipark.org.tr/download/article-file/25494

Aslan, S. H. (2000). Beden dismorfik bozukluğu: bir gözden geçirme. Düşünen Adam, 13, 33-41. Erişim adresi: http://www.dusunenadamdergisi.com/ing/DergiPdf/DUSUNEN_ADAM_DERGISI_68c00047d0be41c2acd282d30d3386d0.pdf

Aydın, M. S., Semiz, U. D. M. ve Gülsün, M. (2015). Beden algısı bozukluğu tedavisinde bilişsel davranışçı psikoterapi: bir olgu sunumu. Sempozyum. Erişim adresi: http://www.literatursempozyum.com/pdf/m_1453712685.pdf

Ray, P. Ç., Demirkol, M. E. ve Tamam, L. (2012). Beden dismorfik bozukluğu. Psikiyatride Güncel Yaklaşımlar, 4(4), 547-565. Erişim adresi: http://www.cappsy.org/archives/vol4/no4/cap_04_32.pdf

Veale, D., Gournay, K., Dryden, W., Boocock, A., Shah, F., Willson, R. ve Walburn, J. (1996). Body dysmorphicdisorder: a cognitive behavioural model and pilot randomisedcontrolledtrial. BehaviourResearch and Therapy, 34(9), 717-729. Erişim adresi: https://www.sciencedirect.com/science/article/abs/pii/0005796796000253