Danışma Hattı

0539 890 59 50

Ergenlerde Cinsel Bilgilendirme

Cinsellik, bir canlının cinsel kimliğe sahip olması, üreme süreci ve erotik zevk duyma özelliklerini içeren bir bütündür. Bazı yönleri doğum öncesi dönemde bile var olan cinsellik ile ilgili bilgilenme, tutum ve davranışları bu bilgiler ışığında oluşturma her bireyin temel haklarından biridir (Bulut, 1997).

Cinsel Eğitim Nedir?

Cinsel eğitim; yaşam boyu devam eden bir öğrenme sürecidir. Öğrenme aile içinde başlar. Öğretmen, akran grupları, danışmanlar, hekimler ve bu alanda çalışan sağlık profesyonelleri ve medya aracılığı ile devam eder. Aile ve toplumun cinsel eğitim konusunda, cinsel içerikli sorulara cevap vermeme ya da yanlış yanıt verme şeklindeki katı ve sert tutumu, günümüzde televizyon sayesinde bir başka uç noktadaki tutumla tam bir çelişki yaratmaktadır. Cinsel eğitim bireyin yaşına ve gelişim dönemlerine uygun olarak yapılmalıdır (Sungur, 1998).

Ergenlerde Cinsel Eğitim

Ergenlik çağı cinsel kimliği kabullenme, ana babaya bağımlılıktan kurtulma, toplumsal yerini araştırma ve bir mesleğe yönelme çabalarının gösterildiği 8-10 yıllık bir dönemdir. Ergenlik için bir yaş sınırı getirmek zordur. Bedensel, ruhsal ve toplumsal gelişim her insanda aynı yaşlarda olmaz. Farklı özellikleri ve inceleme kolaylıkları nedeniyle İstanbul Üniversitesi Çocuk ve Ergen Psikiyatrisi kitabında ergenlik dönemi şöyle sınıflandırılmıştır:

  • Erken ergenlik: 11-15 yaşlar arasındaki dönemdir.
  • Orta ergenlik: 14-15 yaşlarından başlayıp, 16-17 yaşlara kadar süren dönemdir.
  • Geç ergenlik: 16-17 yaşlardan başlayıp 20’li yaşlarda sona erer.

Ergenlik döneminde görülen fizyolojik ve psikolojik tüm değişimlerle birlikte bireylerin cinselliğe olan ilgisi ve merakı hormonların ve aynı zamanda da psikolojik durumların etkileriyle birlikte artmaktadır. Bu süreçte ergenler cinsellik ile ilgili meraklarını aileleriyle konuşabilmekte ve onlardan bilgi alabilmekte oldukça zorlanmaktadırlar. Diğer tarafta aileler de bu süreci nasıl yöneteceklerini ve bu bilgileri ergen bireye nasıl aktarabilecekleri konusunda zorlanmaktadırlar. Bu durumda ergen bireyler cinsellik hakkında meraklarını giderebilmek adına farklı yollar denemektedirler. Bu yollar pornografi ve pornografi içerikli filmler izlemek, kitaplar ve fıkralar okumak olabilir. Ya da ergen birey bu bilgileri arkadaş çevresinden doğru ve bilimsel olmayan bilgiler aracılığıyla öğrenme yolunu seçebilir. Tüm bu öğrenme yolları ergenin cinsellikle ilgili yanlış bilgiler edinmesine sebep olabilir.

Ergenlikte cinsellikle ilgili edinilmiş yanlış bilgiler üzerine birçok araştırma bulunmaktadır. Örnek araştırmalardan biri üniversite birinci sınıf öğrencilerinde yapılan bir araştırmadır. Bu araştırmaya göre; kız öğrencilerin %39.4’ü, erkek öğrencilerin %43.1’i cinsel yolla bulaşan enfeksiyonlardan biri olan gonorenin sadece erkeklerde olduğunu düşünmektedir. Yine cinsel yolla bulaşan sağlık sorunlarının kadınlara daha kolay bulaştığını; kız öğrencilerin %59’u, erkeklerin ise %55’i bilirken, kız öğrencilerin %38.6’sı, erkeklerin %43.3’ü yanlış bilmektedir. Başka bir araştırmaya göre üniversitedeki öğrencilerin %73’ü ilk gebeliğin kürtajla sonlandırılmasının ileride kısırlığa neden olacağını düşünmektedir. Türkiye’de 1986 verilerine göre Zührevi Hastalık hastanelerine yatan 3257 danışanın %24.8’i 15-24 yaş grubundadır (Set ve diğerleri, 2006). Yapılan birçok araştırmaya göre, üniversite öğrencilerinde cinsel yolla bulaşan enfeksiyonların belirtilerini, bulaşma yollarını ve risk gruplarını bilme durumunun yetersiz olduğu bulunmuştur. Farklı çalışmalar, cinsel aktif gruplar arasında en fazla cinsel yolla bulaşan sağlık sorunlarının görülme oranının ergenler arasında olduğunu göstermektedir. Tüm bu yanlış bilgilenmeler ise şu sonuçları doğurabilir:

  • Ergen bireyin eğilimlerinde, inanışlarında ve düşüncesinde yanlış oluşmuş kavramlara sebep olabilir bu da cinsel işlev bozukluğunun oluşumunda aynı zamanda devamında etkili olabilir.
  • Yanlış cinsellik algısı ve cinsellikten tiksinme,
  • Özellikle ergenlik döneminde görülen korunmasız cinsel birliktelik,
  • Erken gebelik,
  • Cinsel yollarla bulaşan (HIV/AIDS) gibi durumların ortaya çıkmasına sebep olabilir.

Ergenlerin cinsellik ile ilgili bilgi eksikliğinin, karşılaşacakları riskleri arttırdığı düşüncesi ile, birçok ülkede örgün eğitim kurumlarında cinsel eğitim uygulamaları gündeme gelmiştir. Ergenlere verilecek cinsel eğitim bir yandan büyüme, olgunlaşma ve cinsel kimliğini kazanma aşamalarında karşılaşabilecekleri riskleri azaltırken, diğer yandan cinsellikle ilgili olumlu değer ve tutumlar geliştirme, cinsel davranışlarda daha akılcı ve sorumlu seçimler yapma gibi becerilerin gelişimine de katkıda bulunacaktır. Ayrıca fiziksel ve psikolojik olarak sağlıklı bireyler yetiştirmek, sağlıklı bir toplum yapısının oluşumu açısından da önemlidir (Güler ve Yöndem, 2007).

Ergenlikte cinsel eğitim doğru şekilde verildiğinde tüm bu durumlardan korunma sağlanarak, doğru bilgilendirme ile sağlıklı bir şekilde geçirilebilir. Böylece bu bireyler yetişkin yaşamlarında da bilgi sahibi olarak yaşamlarını sürdürebileceklerdir. Anne ve babalar cinsel eğitim konusunda ergen bireylerine uygun bir açıklama yapabilecek yaklaşıma sahip olmadıklarını düşündüklerinde bir uzmana başvurabilirler (Set ve diğerleri, 2006).

Kaynakça

Bulut, A. (1998). Çocuklukta cinsel eğitim. Türk Aile Hekimliği, 53-57.

Güler, S. ve Yöndem, Z. D. (2007). Ergenlik ve cinsel sağlık eğitimi ile ilgili grup rehberliğinin 6. sınıf öğrencilerinin bilgi ve tutumlarına etkisi. İlköğretim Online, 6(1), 2-10.

Set, T., Dağdeviren, N. ve Aktürk, Z. (2006). Ergenlerde cinsellik. Genel Tıp Dergisi, 137-141.

Sungur, M. Z. (1998). Cinsel eğitim. Klinik Psikiyatri, 103-108.