Danışma Hattı

0539 890 59 50

Kariyer ve Gelecek Kaygısı

Kaygı, kişinin kendisini tehdit eden veya kişiye korku veren bir durumla karşı karşıya kalındığında ortaya çıkan durumdur. Kaygı, ruhsal veya bedensel olarak ortaya çıkabilir. Aslında aşırı olmadığı sürece kaygı, hayatımızı sürdürmemiz için gereklidir. Hepimiz biraz endişeyi normal olarak günlük yaşantımızda hissederiz ve aslında bu bizim hayatta kalma içgüdümüzün bir parçasıdır. Ancak kaygının önünü alamadığımız aşırıya kaçan durumlar olduğunda bu bir rahatsızlığa dönüşür bu rahatsızlığın adı ise kaygı bozukluklarıdır. Kaygı her yaşta olabilir ve en sık görülen ruhsal sorunlardan biridir. Çocukluk ve ergenlikte de kaygı bozukluklarını görülebilir.

Gelecek kaygısı, özellikle rekabetin ve acımasızlığın artarak, kısıtlı kaynakları olan piyasada daha fazla oyuncunun yer alması ile kendini göstermektedir. Henüz daha ergenlik çağlarında, gelecek ile ilgili sorgulamaların içinde bulunan birey, üniversiteden mezun olmaya yakın zamanlarda bu kaygıyı daha fazla hissetmektedir. hissetmektedir. Mezun olur olmaz iş hayatında yer alan bireyler ve uzun süre iş bulamayan bireyler karşılaştırıldığında, iş bulamayan bireylerin kaygı seviyelerinin iş sahibi bireylere göre oldukça yüksek olduğu tahmin edilebilir bir gerçektir.

Çocuğunuzdaki Kaygıyı Nasıl Fark Edebilirsiniz?

Özellikle çocuklukta ve ergenlik çağında görülen gelecek kaygısı, kontrol altına alınması gereken bir durumdur. Çocukluk ve ergenlikte gelişen gelecek kaygısını hafife almak doğru değildir ve geçici bir durummuş gibi davranılıp göz ardı edilmemelidir. Kaygı bozukluğu korku, öfke, sinirlilik, endişe, çaresizlik gibi hisleri de beraberinde getirir. Çocuğunuzun o yaşlarda geliştirdiği gelecek kaygısı, ilerleyen hayatında da belirleyici bir faktör olarak devamlılığını sürdürme riski vardır. Bu gibi durumlarda özellikle çocuğunuza okul başarısı, ders notları gibi konularda baskı yapmamak, ona anlayışla yaklaşmak ve çocuğunuzda gözlemlediğiniz herhangi bir kaygı bozukluğu durumunda bir uzman psikologdan yardım almak en doğru seçenektir.

Bir kişide kaygı bozukluğunu anlamanın elbette birden fazla yolu vardır bunları basitçe ele alırsak çocuğunuz geleceği hakkında karamsar bir tavrı varsa veya geleceği hakkında konuşmaktan kaçınıyor kendini rahat hissetmiyorsa normalden fazla öfkeli, duygusal, çaresiz, panik halindeyse kaygıyı ihtimal dâhiline koymakta fayda vardır.

Birçok genç ne yazık ki sınav sistemi, okul başarısı gibi konular söz konusu olduğunda oldukça yıpranıyor. Gelecek kaygısı, özellikle genç nüfus üzerinde büyük bir baskı ve stres yaratan bir durumlar bütününü simgelemektedir. Genç bireylerin yıllar sonra nasıl geçineceklerini, işlerinde mutlu olup olmayacaklarını, sektörlerinin zarar görüp görmeyeceğini ve bunlar gibi binlerce soru nedeniyle sürekli bir sorgulama halinin olması gelecek kaygısını oluşturmaktadır.

Kaygının bazı belirtileri aşağıdaki gibidir:

  • Kişinin üzüntüsünün kontrol edememesi
  • Dikkat dağınıklığı
  • Kas gerginliği
  • Uyku bozuklukları
  • Aşırı heyecan
  • Huzursuzluk
  • Sürekli endişe hali
  • Belirtilerle birlikte okul hayatında problemler


Kariyer ve Gelecek Kaygı Düzeyinin Yaygınlığı

Ülkemizde üniversiteye giren öğrencilerin kaygıları sınav öncesinde başlamakta ve üniversiteli olmalarıyla kaygıları bitmemekte, öğrenim hayatı boyunca da birçok faktör kaygıları üzerinde etkili olmaktadır. Üniversite öğrenimi süresince öğrenimin görüldüğü şehirden, sosyoekonomik düzeye, üniversite ortamındaki ilişkilerden, barınma sorununa kadar birçok faktör öğrencilerin kaygıları üzerinde etkili olmaktadır. Ancak okul hayatının son yıllarında üniversite öğrencilerinde, en büyük kaygı kaynağı gelecek endişesi ve bununla bağlantılı olarak bir iş sahibi olma diğer bir ifadeyle işsizlik kaygısı baş göstermeye başlamaktadır.

Özellikle gençler ve üniversite mezunları arasında işsizliğin yaygın olması bu kaygı düzeyinin daha da artmasına neden olabilmektedir. Dökmen (1989), üniversite 1.sınıf öğrencilerinin daha çok üniversite ve yurt yaşamına uyum sorunlarının ön plana çıktığını, son sınıf öğrencilerinin ise gelecek kaygısı, iş bulma endişesinin ön planda olduğunu belirtmektedir.

Üniversite öğrencilerinin kaygı düzeylerini etkileyen faktörlerin başında işgücü piyasası ile ilgili deneyim ve işsizliğe ve işe ilişkin algıları gelmektedir. Türkiye’de işsizlik konusu, bireylerin eğitim durumuna göre farklılıklar göstermektedir

Kariyer ve Gelecek Kaygısının Etkileri

Kariyer gelişiminin sorumluluğu bireyin kendisindedir. Bu farkındalık, kişiyi hedeflerine ulaşmasını sağlayacak planları oluşturmaya ve olası kariyer alanları ile fırsatları araştırmaya yöneltecek güçlü bir güdüleyicidir. Öte yandan seçilen alanda başarılı olabilmek için yetenek ve bilgi düzeyine uygun bir kariyer planı yapması da şarttır. Kuşkusuz bu süreç pek çok unsurdan etkilenebilir. Griggs (1995), öğrencilerin kariyer planlama gelişim süreci üzerinde altı faktörün çok önemli olduğuna dikkat çekmişlerdir: 

  • Ebeveyn etkisi
  • Arkadaş ya da akran etkisi
  • Öğretmen etkisi
  • Toplumsal cinsiyet rolüne ilişkin beklentiler
  • Olumsuz olaylar (ölüm, sağlık sorunu, alkol ve ilaç bağımlılığı vb.)

Yazarlara göre, bu faktörlerin olumlu etkileri çoğaldığında ve olumsuz etkileri kontrol edildiğinde geleceğe ilişkin tutarlı ve başarılı bir kariyer planı yapılandırmak daha olasıdır.

Yaş Gruplarına Göre

Yaş grubu itibarıyla kendisine özgü ve işgücü piyasasının yapısına bağlı çeşitli nedenleri olan genç işsizliği gerek ülkemizde gerekse diğer ülkelerde yaşanan işsizlik oranının daha da üzerinde dikkat çekici olarak sıkıntı yaratmaktadır. Özellikle, 15-24 yaş grubunun işgücü piyasasına ilk kez giriş yaşı olması, daha önce bir iş tecrübesine sahip olmamaları nedeniyle işverenler tarafından ek maliyet yaratmaları yüzünden tercih edilmemeleri, işgücü piyasasını yeterince tanımamaları, eğitim sistemi ile işgücü piyasası arasında etkin bir bağın kurulamaması gibi sebepler dolayısıyla genç işsizlik oranları, genel işsizlik oranlarından iki katı yüksek olmaktadır.

Genç işsizliği sadece ülkemizde değil, dünyada önemli bir sorun olarak görülmektedir. 15-24 yaş aralığında 1 milyar genç yaşamaktadır. Bunların %89’u gelişmekte olan ülkelerdedir. Bunlardan yaklaşık 657 milyonu işgücüne katılırken 85 milyon genç işsizdir.

Kariyer ve Gelecek Kaygısının Bireyler Üzerindeki Etkisi

Genç işsizliğinin ülkemizde bir sorun alanı olması, eğitim gören gençler arasında daha eğitimlerini tamamlamadan bir kaygı yaşamalarına yol açmaktadır. Özellikle üniversite öğrencileri arasında, mezun olduklarında iş bulamayacakları endişesi, kaygı düzeylerinin artmasına yol açmaktadır. Bu kaygı düzeyi, gençleri ruhsal yönden yıpratmaktadır. Okuldan iş dünyasına geçiş süreci yaşayan genç insanların işsizlik karşısında ruhsal çöküntü yaşadıkları, işsizlik süreci arttıkça zihinsel problemlerde, kalp-damar sorunlarında şikâyetler artarken hapse girme, intihar eğilimi, cana kast gibi sosyal içerikli sorunların da çoğaldığı anlaşılmaktadır.

Öneriler

Eğitim uzun dönemde işsiz kalma riskini düşürmektedir. Ancak Türkiye’de yeni mezun olan, lise ve üzeri eğitim almış yüksek sayıdaki genç işgücünün istihdam olanaklarının düşük olduğu görülmektedir. Özellikle eğitimden istihdama geçişi kolaylaştıracak kurum ve politikalara gerek olduğu, örgün eğitim sisteminde edinilen niteliklerin işgücü piyasasının ihtiyaçları ile uyuşmadığı konusu ön plana çıkmaktadır.

Kariyer planlama, bireyin hem özel hem de çalışma yaşamıyla ilgili planlarını içerir. Bireyin bu planı oluşturabilmesi için öncelikle yeteneklerini, ilgi alanlarını, zayıf ve güçlü yönlerini değerlendirmesi ve kariyer alanlarını tanıması gereklidir. Daha sonra kariyer amaçlarına uygun kariyer fırsatlarını incelemeli, amaçlarını belirlemeli ve amaçlarını gerçekleştirmek için hazırladığı planı uygulamaya koymalıdır.

Günümüzde Kariyer ve Gelecek Kaygısına Bakış Açısı

Türkiye’de kariyer gelişimine dair yapılan araştırmalara yönelik analizler göstermektedir ki; araştırmaların çoğu kariyer gelişiminde mesleki olgunluk, kariyer kararı, bireysel ve grup rehberliği ve kariyer değerleri gibi konuları kapsamaktadır. En yeni araştırmalar gençlerin kariyer karar vermesinde karşı karşıya olduğu engelleri kapsamaktadır.

Ülkemizde kariyer kararsızlığı üzerine, Amerika ve Avrupa’nın tersine, hepsi de lise çağındaki öğrencileri kapsayan çok az sayıda araştırma vardır. Kariyer gelişimi artık eskisi gibi maaş artışı, prestij, sosyoekonomik statü ve güvenlik hususlarında gelişimi ve değişimi içeren bir dizi kariyer fırsatlarını kapsayan tek yönlü açık tanımlı yollar olarak görülmemektedir.

Kariyer, günümüzde ilişkisel olarak görülür ve iş zorlukları, ilişkileri ve tecrübeleri ile birlikte tutum ve davranışlardan daha fazla şey öğrenmeye odaklı bir iş çevresinde, bireyi başarıya ulaştıran bir çalışma gayretidir. Bireysel başarı ise prestij, bağımsız çalışma, sosyoekonomik statü, maaş, taşınabilir kariyer unsurlarını kapsayabilir ve bireyin iç ve dış çevreyi algılamasına dayanır.

Günümüzde kariyer gelişim süreci geçmiş dönemlere göre daha karmaşık görülmektedir. Ancak bu karmaşıklıkla birlikte yeni kariyer yöntemleri de geliştirilmekte ve bu sorunlar hem çalışan hem işletme yararına çözümlenmeye çalışılmaktadır.

Referanslar

Salih Dursun, Serpil Aytaç, Üniversite Öğrencileri Arasında İşsizlik Kaygısı Uludağ Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Dergisi Cilt XXVIII, Sayı 1, 2009, s. 71-84

Sosyal Araştırmalar ve Davranış Bilimleri Dergisi Journal of Social Research and Behavioral Sciences ISSN:2149-178X Kadir Aktaş İnönü Üniversitesi, SBE, İşletme Bölümü

Kariyer Planlama Sürecinde Kariyer Engelleri ve Kariyer Geleceği Algılarının Rolü. Yrd. Doç. Dr. Özgür Güldü Prof. Dr. Müge Ersoy Kart Ankara Üniversitesi Ankara Üniversitesi Beypazarı Meslek Yüksekokulu Siyasal Bilgiler Fakültesi Ankara Üniversitesi SBF Dergisi, Cilt 72, No. 2, 2017, s. 377 – 400