Danışma Hattı

0539 890 59 50

Madde Bağımlılığı

Madde Bağımlılığı Nedir?

Madde sözcüğü, tıbbi amaçlar dışında kullanılan ilaçları ve birçok kimyasal içeriği tanımlamak için kullanılmaktadır. Uyuşturucu madde ise, belirli dozlarda alındığı zaman, kişinin sinir sistemi üzerinde etkide bulunarak akli, fiziki ve psikolojik dengesini bozan, birey ve toplum için ekonomik ve sosyal problemler ortaya çıkaran, alışkanlık ve bağımlılık yapan, kanunların kullanılmasını, bulundurulmasını ve satışını yasakladığı narkotik ve psikotrop sözcükleriyle tanımlanan maddelere denmektedir. Dünya Sağlık Örgütü, uyuşturucu bağımlılığı yerine madde bağımlılığı terimini kullanmaktadır (Özmen ve Kubanç, 2013).

Madde bağımlılığı dünyada olduğu gibi ülkemizde de başta gençler olmak üzere herkesi etkileyebilen biyolojik, ruhsal ve sosyal boyutları olan ve toplum sağlığını tehdit eden en ciddi sorunlardan biridir. Ülkemizde özellikle hızlı şehirleşme ve nüfus hareketleri, buna bağlı olarak kentsel nüfusun artışı ile birlikte kültürel ve sosyal bağların zayıflaması, kente gelen gençleri spor ve kültürel etkinliklere yönlendirecek uygun imkânların sağlanamaması ve başta internet olmak üzere teknolojinin kötü amaçlarla da kullanılmaya açık olması gibi etmenler gençlerin madde kullanımına yönelmesine neden olmaktadır. Gerek epidemiyolojik gerekse diğer kayıtlar incelendiğinde, Türkiye’de madde kullanım oranı Avrupa Ülkeleri ve Amerika Birleşik Devletleri’ne göre daha düşük olmakla birlikte, madde kullanım sıklığında artış olduğu ve bu artışın normal nüfus artış hızından yüksek olduğu bildirilmektedir (Albayrak ve Balcı, 2014).

Madde Bağımlılığı Epidemiyolojisi

Türkiye nüfusunun %50’si 30 yaş altında olup nüfusun 19 milyonunu 14-29 yaş arası genç nüfus oluşturmaktadır. Ülkemizde konuyla ilgili yapılan çalışmalara göre son yıllarda ergenlik dönemindeki genç nüfusta madde kullanım oranlarında hızlı bir artış olduğu saptanmıştır (Albayrak ve Balcı, 2014).

2001 yılında, dokuz ilde 15-17 yaş grubundaki öğrencilere yönelik yapılan araştırmada, yaşam boyu en az bir kez esrar kullanımı %3, yaşam boyu en az bir kez eroin kullanımı %2.1 olarak bulunmuş; 2003 yılında altı ilde yapılmış olan başka bir çalışmada ise yaşam boyu herhangi bir madde kullanımı %6, esrar kullanımı %4, uçucu madde kullanımı %5.2, ecstacy kullanımı %3.2, eroin kullanımı %2.8 bulunmuştur. Bu çalışma sonuçlarına göre gençler arasında madde kullanımındaki artış hızı ise çok daha çarpıcı veriler sunmaktadır. 2001-2004 yılları arası esrar kullanımı %75.7, uçucu madde kullanımı %40.5, ecstasy kullanımı %287.5 ve eroin kullanımı %100 artmıştır. Altındağ ve diğerlerinin Şanlıurfa’da üniversite öğrencilerinde yaptıkları bir çalışmada, yaşam boyu sigara, alkol ve madde kullanımı sırasıyla %64.4, 30.4 ve 2.3 olarak saptanmıştır. Türkiye’de sekiz üniversitenin birinci sınıf öğrencilerinde yapılan diğer bir araştırmada ise öğrencilerin %22.9’u alkol aldığını, %3’ü uyuşturucu madde kullandığını bildirmiştir (Albayrak ve Balcı, 2014).

Madde Bağımlılığının Belirtileri

Madde bağımlılığının DSM-5 el kitabında yayınlanan belirtileri şunlardır:

  • Bir yıl içinde aşağıdakilerden en az ikisi kendini göstermeli, klinik açıdan belirgin bir sıkıntıya ve işlevsellikte düşmeye yol açma,
  • İstendiğinden daha büyük ölçüde veya uzun süreli kullanım,
  • Maddeyi bırakmak veya kontrol altında tutmak için istek veya sonuç vermeyen çabalar,
  • Maddeyi elde etmek, kullanmak veya etkilerinden kurtulmak için gerekli etkinliklere çok zaman ayırma,
  • Madde kullanımı için çok büyük bir istek duyma veya kendini zorlanmış hissetme,
  • Tekrar eden kullanım sonucu sorumluluklarını yerine getirememe (işte, okulda, evde),
  • Olumsuz etkilerine rağmen kullanıma devam etme (toplumsal ve kişiler arası sorunlar),
  • Kullanımdan dolayı günlük etkinliklerin bırakılması veya azaltılması (iş, eğlence vb.),
  • Tehlikeli olabilecek durumlarda dahi kullanmaya devam etme,
  • Olumsuz bedensel veya ruhsal etkilerinin bilinmesine rağmen kullanmayı sürdürme,
  • Maddeye tolerans gelişmiş olması,
  • İstenen etkinin ortaya çıkması için artan madde gereksinimi,
  • Aynı miktarda maddenin sürekli kullanımı sonucu etkisinin azalması durumu,
  • Yoksunluk belirtileri (bulantı, uykusuzluk, kusma, sinirlilik, bunaltı, huzursuzluk, saldırganlık, ishal, terleme, titreme, kas sızıları, ateş vb.). Her madde yoksunluk belirtisi göstermez.
  • 1 yıl içinde belirtilerin 2 veya 3’ü varsa hafif, 4 veya 5’i varsa orta, 6 veya daha fazlası varsa şiddetli kabul edilir.


Olası Eş Bozukluklar

Kumar oynama bozukluğunda yüksek oranda madde bağımlılığı eş belirtisi bulunmaktadır. Kaygı veya zihinsel meşguliyet, kontrol kaybı ve kumarla ilgili kayıplar danışan ile problemi olmayan kişileri ayırmada güçlü yordayıcılardır (Güleç ve diğerleri, 2015).

Literatürde belirtilen alkol-madde bağımlılığı ile yeme bozuklukları arasında yüksek oranda eş belirtisinin var olduğu yapılan çalışmada da doğrulanmıştır (Hantaş ve diğerleri, 2013).

Son yıllarda şizofreni ve alkol-madde kullanımı komorbiditesine olan ilginin belirgin bir biçimde artış göstermiş olmasının başlıca nedeni prognozda taşıdığı önemin fark edilmiş olmasıdır. Klinik örneklemlerde ve epidemiyolojik araştırmalarda, şizofrenide madde kullanım bozukluğu komorbiditesine ait yüksek oranlar saptanmaktadır (Altınay, 2005).

Değişik çalışmalarda TSSB ile en çok eş zamanlı görülen bozukluk, %20-95 arası oranlarda saptanan majör depresyon olup, bunu alkol ya da madde kullanım bozuklukları ve kaygı bozuklukları takip etmektedir (Özgüler ve diğerleri, 2004).

BDT ile Madde Bağımlılığı

Bağımlılık yapıcı maddeler ve madde kullanımı ile mücadele, günümüzde çözüm bekleyen öncelikli sorunlardandır. Bu sorun, yapısı gereği çok taraflı ve koordineli bir mücadeleyi zorunlu kılmaktadır. Madde kullanımı ve bağımlılığı ile etkin bir şekilde mücadele edebilmek için arz ve talep alanlarında çalışan kurum ve kuruluşların eş zamanlı hareket ederek koruyucu, önleyici ve rehabilite edici çalışmalarını; sistemli, bütüncül, çok sektörlü, disiplinler arası, karşılıklı iletişime dayanan bir yapıda ele alması gerekmektedir (Albayrak ve Balcı, 2014).

Madde bağımlılığının ilerleme sürecinde standart olarak ya da tek başına uygulanan bilişsel davranışçı terapinin; bozukluğa ilişkin belirtileri, nüksü ve/veya bozukluğa eşlik eden sorunları (kaygı, depresyon vb.) azaltmada etkili olduğu görülmüştür (Yıldırım ve Sütcü, 2016). BDT kısa süreli ve konuya odaklanmış bir yaklaşımdır. Temel varsayım, öğrenme sürecinin madde kullanımına başlamada ve iyileşme sürecinde önemli bir etken olduğu biçimindedir. BDT kısaca danışanın danışmanlık sürecinde ilerlemesine, problemden uzaklaşmasına ve sorunla başa çıkmasına yardımcı olur. Yaklaşım danışana özel geliştirilir (Ögel, 2010).

BDT’nin madde bağımlılığı olan danışanlarında ilerleme sürecinde önemli bir seçenek olmasının nedenleri şunlardır:

  • Kısa süreli bir program olduğu için klinik gereksinimlere daha uygundur.
  • Etkinlik araştırmaları yapılmış ve ekin bulunmuş bir yöntemdir.
  • Yapılandırılmış, hedefe yönelik ve sorunlar üstünde duran bir yöntemdir.
  • Esnek, bireysel yaklaşıma açık, birçok terapi ortamında (grup, bireysel vb.) uygulanabilir.
  • Farmakoterapi gibi diğer terapi yöntemleriyle birlikte de kullanılabilir (Ögel, 2010).







Kaynakça

Albayrak, S. ve Balcı, S. (2014). Gençlerde madde bağımlılığının önlenmesi. Koç Üniversitesi Hemşirelikte Eğitim ve Araştırma Dergisi (HEAD), 11(2), 30-37.

Altınay, U. C. (2005). Şizofren hastalarda alkol madde kullanım bozukluğu komorbiditesi ve komorbiditenin hastalık gidişine etkileri. (Uzmanlık Tezi). Bakırköy Prof. Dr. Mazhar Osman Ruh Sağlığı ve Sinir Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesi, İstanbul.

Altındağ, A., Yanık, M., Yengil, E. ve Karazeybek, A.H. (2005). Şanlıurfa’da üniversite öğrencilerinde madde kullanımı. Bağımlılık Dergisi, 6, 60-64.

Amerikan Psikiyatri Birliği. (2018). DSM-5 tanı ölçütleri başvuru el kitabı. (Çev. Prof. Dr. Ertuğrul Köroğlu). Ankara: HYB Yayıncılık. (Orijinal eserin yayın tarihi 2013).

Güleç, G., Köşger, F. ve Eşsizoğlu, A. (2015). DSM-5'te alkol ve madde kullanım bozuklukları. Psikiyatride Güncel Yaklaşımlar, 7(4), 448-460.

Hantaş, Y., Maner, F., Erkıran, M., Turan, F. ve Gökalp, P. (2003). Alkol-madde kullanım bozukluğu olan kadınlarda yeme özellikleri ve yeme bozuklukları taraması. Düşünen Adam, 16(1), 24-27.

Ögel, K. (2010). Sigara, alkol ve madde kullanım bozuklukları: Tanı, tedavi ve önleme. İstanbul: Yeniden Yayınları.

Özgüler, N. E., Maner, F., Çobano, S., Aker, T. ve Karamustafalıoğlu, O. (2004). Yaşlılarda travma sonrası stres bozukluğunda eş tanı özellikleri. Düşünen Adam, 17(3), 141-145.

Özmen, F. ve Kubanç, Y. (2013). Liselerde madde bağımlılığı-mevcut durum ve önerilere ilişkin okul müdürleri ve öğretmenlerin bakış açıları. Electronic TurkishStudies, 8(3).

Yıldırım, Z. E. ve Sütçü, S. T. (2016). Madde ile ilişkili bozuklukların tedavisinde bilişsel davranışçı grup terapisi etkililiği: Sistematik bir gözden geçirme. Psikiyatride Güncel Yaklaşımlar, 8(1).