Danışma Hattı

0539 890 59 50

Borderline Kişilik Bozukluğu

Borderline Kişilik Bozukluğu Nedir? 

Borderline kişilik bozukluğu (BKB) yoğun dürtüsellik, duygudurumdaki ve kişilerarası ilişkilerdeki dengesizlik, yoğun öfke ve intihar davranışı, benlik karmaşası ile fark edilen karmaşık bir sendromdur (Oruçlular, 2016). BKB’de başkalarına karşı tutumlar ve duygular hızlı ve anlaşılmaz bir biçimde sertçe değişebilir. BKB’deki negatif ruh hali değişikliklerinin, majör depresif bozukluktan daha ani, büyük ve beklenmedik olduğu gösterilmiştir. Yoğun öfke nöbetleri kişiler arası ilişkiler açısından önemli bir sorundur. Başkalarının ufak duygu belirtileri bile onlar için büyük hassasiyet taşır. BKB olan kişiler sıklıkla, dürtüselliklerinin fazla olması nedeniyle, kumar oynama, tehlikeli cinsel birliktelikler yaşama, aşırı yeme, madde kullanımı gibi uç noktalarda davranışlar sergileyebilirler. Açık ve uyumlu bir benlik bilinci gelişmediği için değerler, bağlılık ve kariyer seçimi gibi temel konularda büyük sıkıntılar yaşayabilirler. Yoğun terk edilme korkusu nedeniyle yalnız kalmak istemezler. Eğer terk edilirlerse öfke nöbetleri geçirebilir, kendilerine veya başkalarına zarar verebilir veya depresyona girebilirler (Kutlu, 2018).

Oldukça geniş örneklemli bir araştırmada, BKB’nin toplumda görülme sıklığı %5.9 olarak tespit edilmiştir ve klinik uygulamada karşılaşılan en yaygın kişilik bozuklukları arasında yer aldığı belirtilmiştir. Diğer yandan, ülkemiz alan yazınında BKB’nin yaygınlığına ilişkin büyük örneklemli bir görgül araştırmaya rastlanılmamıştır (Oruçlular, 2016).

Borderline Kişilik Bozukluğunun Belirtileri

DSM 5’e göre sınır (borderline) kişilik bozukluğu belirtileri aşağıdakilerden beşi (ya da daha çoğu) ile belirli, erken erişkinlikte başlayan ve değişik bağlamlarda ortaya çıkan, kişilerarası ilişkilerde, benlik algısında ve duygulanımda tutarsızlık ve belirgin dürtüsellik ile giden yaygın bir örüntü şeklinde incelenmektedir (Bozdağ ve Yalçınkaya Alkar, 2018):

1. Gerçek ya da imgesel bir ayrılıp gidilmeden (terk edilmeden) kaçınmak için çılgınca çaba gösterme (Not: Beşinci değerlendirme ölçütü kapsamına giren intihar ya da kendine kıyım davranışını burada kapsamayın),

2. Gözünde aşırı büyütme (göklere çıkarma) ve yerin dibine sokma uçları arasında gelip giden, tutarsız ve gergin kişilerarası ilişkiler örüntüsü,

3. Kimlik karmaşası: Belirgin ve sürekli, tutarsız bir benlik algısı ya da kendilik duyumu,

4. Kendine kötülüğü dokunabilecek en az iki alanda dürtüsellik (örneğin para harcama, cinsellik, madde kötüye kullanımı, güvensiz araba kullanma, tıkınırcasına yeme) (Not: Beşinci değerlendirme ölçütü kapsamına giren intihar ya da kendine kıyım davranışını burada kapsamayın),

5. Yineleyici intihar davranışları, girişimleri ya da göz korkutmaları ya da kendine kıyım davranışları,

6. Duygu durumda belirgin bir tepkiselliğin olmasına bağlı olarak duygulanımda tutarsızlık (örneğin yoğun dönemsel disfori, kolay kızma ya da genellikle birkaç saat, ancak seyrek olarak birkaç günden daha uzun süren bunaltı),

7. Süreğen bir boşluk duygusu,

8. Uygunsuz, yoğun bir öfke ya da öfkesini denetlemekte güçlük çekme (örneğin sık sık kızgınlık gösterme, sürekli öfkeli olma, sık sık kavgaya karışma),

9. Zorlanmayla ilintili, gelip geçici kuşkucu düşünceler ya da ağır çözülme belirtileridir.

Olası Eş Bozukluklar

BKB danışanlarında genellikle depresyon, ve madde kullanımı ile eş belirtiler görülür. BKB ile depresyonun görülme oranı %71-%83 arasındadır. Kaygı bozuklukları %88 ile depresyonu takip eder. Bunlar arasında %34-%48 oranında panik bozukluk ve %47-%56 oranında travma sonrası stres bozukluğu görülür. Alkol ve madde bağımlılığı %50-%65 arası, yeme bozuklukları ise %7-%26 arasında eş belirtiler görülerek, bu belirtiler rapor edilmiştir. Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu (DEHB) olan çocuklarda ileride birçok psikiyatrik problemin yanı sıra BKB geliştiği de görülmüştür. Philipsen ve arkadaşlarının (2008) yaptığı çalışmada şiddetli BKB belirtileri olan danışanların öykülerinde büyük oranda çocukluk DEHB bulunduğunu göstermişlerdir. DEHB olan çocukların maruz kaldığı duygusal yoksunluk ve istismarın şiddeti BKB’nin gelişimini belirlemektedir (Kutlu, 2018).

Borderline Kişilik Bozukluğu 

Psikoterapi, BKB’nin sürecinde çok fazla öneme sahiptir. Buna rağmen, farmakoterapi de bazı durumlarda önerilmektedir. Bazı belirtiler kümelerinde ve krizlerde bir takım ilaçların etkin olduğuna dair bilgiler mevcuttur. Bu ilaçların arasında duygudurum dengeleyici olarak kullanılanlar önemli bir yer tutar (Belli ve diğerleri, 2013).

BDT ile Borderline Kişilik Bozukluğu

Amerikan Psikiyatri Birliği kişilik bozukluğunun kılavuzunda, BKB için en uygun terapi biçiminin psikoterapi olduğu belirtilmektedir (Karakoç, 2014). Kişilik bozukluklarında bilişsel davranışçı terapi (BDT) oldukça yaygın olarak kullanılmaktadır. BDT’nin borderline kişilik bozukluğu görülen danışanları üzerinde olumlu sonuçlar verdiği gözlemlenmiştir. Bozdağ ve diğerlerinin (2018) yaptığı bir çalışma, sınırda (borderline) kişilik bozukluğu örüntüsü gösteren bir danışanın 15 seans sonunda ele alınan vaka formülasyonu ve psikoterapide süpervizyon sürecini içermektedir. Danışanın duygulanımında görülen hızlı değişimler, öfkesini yıkıcı bir şekilde göstermesi, kendini ifade etme güçlüğü, kişilerarası ilişkilerindeki bozulmalar, rastgele yaşanan cinsel ilişki örüntüsü, yer yer depresif belirtiler, özgüven eksikliği, yetersizlik ve değersizlik hissi gibi tüm bu belirtilerin sınır kişilik bozukluğunu desteklediği görülmüştür. Danışanın kendini iyi hissetmesi için ise Beck’in (2001) bilişsel davranışçı terapi (BDT) kuramı uygun görülmüştür (Bozdağ ve Yalçınkaya Alkar, 2018).

Ayrıca Linehan’ın (1993) diyalektik davranışçı yaklaşımının, sınır kişilik bozuklukları için öne sürdüğü duygu düzenlemede sorun yaşanma kriteri göz önüne alındığında, kuram hedeflerinden olan danışana beceri kazandırmak ve bu becerileri günlük yaşama aktarmak amaçlanmıştır. Aynı zamanda danışanın duygu durumunu, kişilerarası ilişkilerini ve depresif belirtilerini düzenleyebildiği bir yaşam sürdürebilmesi amaçlanmıştır (Bozdağ ve Yalçınkaya Alkar, 2018).

Danışan 15 seansın sonunda gerçek duygu ve düşüncelerini fark ederek, daha doğru bir şekilde ifade etmesi için cesaretlendirilmiş ve süreç içinde bu becerilerinin geliştiği görülmüştür. Öfkesini kontrol etme konusunda ilk seanslara göre gelişme göstermiştir (Bozdağ ve Yalçınkaya Alkar, 2018).

 

 



Kaynakça

Beck, J. S. (2001). Bilişsel terapi: Temel ilkeler ve ötesi. (Çev. Şahin, N.H). ara: Türk Psikologlar Derneği Yayınları.

Belli, H., Ural, C. ve Akbudak, M. (2013). Borderline kişilik bozukluğu: Duygudurum dengeleyicilerinin tedavideki yeri. Düşünen Adam, 26(1), 72.

Bozdağ, Y. ve Yalçınkaya Alkar, Ö. (2018). Sınır (Borderline) kişilik bozukluğu: Bir vaka çalışması. Ayna Klinik Psikoloji Dergisi, 5(2), 43-58.

Karakoç, T. (2014). Borderline (Sınırda) kişilik bozukluğu olan hastalarda talamus hacimleri ve klinik değişkenlerle ilişkisi. (Yayımlanmamış uzmanlık tezi). Fırat Üniversitesi Tıp Fakültesi Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı, Elazığ.

Kutlu, M. A. (2018). Borderline kişilik bozukluğu: Bir gözden geçirme. Medeniyet Araştırmaları Dergisi, 3(5), 11-20.

Linehan, M. M., Heard, H. L. ve Armstrong, H. E. (1993). Naturalistic follow-up of a behavioral treatment for chronically parasuicidal borderline patients. Archives of General Psychiatry, 50, 971–974.

Oruçlular, Y. (2016). Sınırda kişilik bozukluğu’nun nedeni ve sonucu olarak kişilerarası travma: Gözden geçirmeye dayalı bir model önerisi. Türk Psikoloji Yazıları, 19(37), 76-88.

Philipsen, A., Limberger, M. F., Lieb, K., Feige, B., Kleindienst, N., Ebner- Priemer, U., Barth, J., Schmahl, C. ve Bohus, M. (2008). Attention-deficit hyperactivity disorder as a potentially aggravating factor in borderline personality disorder. The British Journal of Psychiatry, 192(2), 118-123.